Önalım (şufa) davasında, davacının tapuda gösterilen satış bedelinin 'muvazaalı' (danışıklı) olduğu ve gerçek bedelin daha düşük olduğu iddiasını tanıkla ispat edebilmesi hangi koşullara bağlıdır? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını ve 'keşif' delilinin tek başına yeterli olup olmadığını 2010/2251 sayılı karar ışığında analiz ediniz.
Önalım davasında davacı, satış sözleşmesinin tarafı olmadığı için bedelde muvazaa iddiasını tanık dahil her türlü delille ispat edebilir. Ancak Yargıtay, tanık beyanlarının tek başına yeterli olmadığını ve belirli niteliklere sahip olması gerektiğini vurgulamaktadır. Yargıtay'ın aradığı koşullar şunlardır: 1) Tanık beyanları 'görgüye dayalı' olmalıdır; duyuma veya tahmine dayalı beyanlar yeterli değildir. 2) Tanık beyanları, keşif ve bilirkişi raporu gibi diğer yan delillerle desteklenmelidir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2010/2251 sayılı kararında da belirtildiği gibi, keşif ve bilirkişi raporu ile belirlenen taşınmaz değeri, tek başına muvazaanın kanıtı değildir. Bu rapor, ancak tanık beyanları gibi diğer delilleri doğrulamak açısından önem arz eder. Eğer görgüye dayalı ve inandırıcı tanık beyanları yoksa, sadece bilirkişi raporuna dayanılarak muvazaa iddiası kabul edilemez. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/tanikla-ispat/)