Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 'ByLock' kararlarında benimsediği genel ilke nedir? Bir kişinin telefonunda ByLock programının tespit edilmesi, tek başına silahlı terör örgütü üyeliği suçundan mahkumiyeti için yeterli midir? Daire'nin 25.06.2020 tarihli kararında, yazışma içeriklerinin 'örgütsel nitelikte olmaması' hangi sonuca yol açmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #196856

Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin yerleşik içtihadına göre, ByLock programının 'örgütsel bir maksatla' ve 'örgüt talimatıyla' bu ağa dahil olunarak kullanıldığının her türlü şüpheden uzak, kesin teknik verilerle kanıtlanması, kişinin örgütle bağlantısını ve dolayısıyla örgüt üyeliği suçunu gösteren 'belirleyici delil' niteliğindedir. Tek başına programın varlığı, eğer bu örgütsel bağlantı ve amaç ispatlanamıyorsa mahkumiyet için yeterli olmayabilir. Daire'nin 25.06.2020 tarihli kararında, bir sanığın ByLock kullanmasına rağmen, yazışma içeriklerinin örgütsel bir nitelik taşımadığı ve sadece diğer sanıkla özel görüşmeler için kullanıldığının anlaşılması üzerine, 'örgüt talimatı ile bu ağa dahil olduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullandığının' kabul edilemeyeceği belirtilerek mahkumiyet kararı bozulmuştur. Bu karar, ByLock'un delil değerinin mutlak olmadığını, her somut olayda kullanım amacı ve içeriğinin de değerlendirilmesi gerektiğini göstermesi açısından önemlidir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/Yeni-bylock-karari)