TCK m. 22/6'da düzenlenen 'şahsi cezasızlık sebebi' taksirli suçlarda ne anlama gelmektedir? Bu hükmün uygulanabilmesi için hangi koşulların bir arada bulunması gerektiğini ve 'bilinçli taksir' halinde bu hükmün nasıl farklı bir uygulama bulduğunu TCK gerekçesindeki örnekle açıklayınız.
TCK m. 22/6, taksirli bir hareket sonucu meydana gelen neticenin, 'münhasıran failin kişisel ve ailevi durumu bakımından, artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açması' halinde faile ceza verilmemesini öngören bir şahsi cezasızlık sebebidir. Uygulanma koşulları: 1) Suçun taksirle işlenmiş olması. 2) Meydana gelen neticenin failin kendisini ve ailesini çok ağır derecede mağdur etmesi. 3) Bu mağduriyetin, ceza verilmesini gereksiz kılacak boyutta olması. Madde gerekçesindeki örnek, yatağında bebeğini emzirirken uyuyakalıp bebeğinin ölümüne neden olan annedir. Anne, evladını kaybetmenin ıstırabıyla zaten en büyük cezayı çekmiştir; ayrıca bir ceza verilmesi anlamsızdır. Bu hüküm, 'basit taksir' halinde ceza verilmemesini sağlar. Eğer eylem 'bilinçli taksir' ile işlenmişse, ceza tamamen kaldırılmaz, ancak verilecek ceza yarıdan altıda bire kadar indirilebilir. Bu, bilinçli taksirin daha ağır bir kusur hali olarak görülmesinden kaynaklanır. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/kirmizi-isikta-gecen-alkollu-surucu/)