Alkollü bir sürücünün kırmızı ışıkta geçerek bir yayanın ölümüne neden olduğu bir olayda, sürücünün cezai sorumluluğu 'bilinçli taksirle öldürme' (TCK m. 85, m. 22/3) kapsamında mı, yoksa 'olası kastla öldürme' (TCK m. 81, m. 21/2) kapsamında mı değerlendirilmelidir? Bu iki kavram arasındaki kritik ayrım noktasını ve ceza miktarı üzerindeki etkilerini TCK gerekçeleri ışığında analiz ediniz.
Bu ayrım, ceza hukukunun en tartışmalı alanlarından biridir. Kritik ayrım noktası, failin neticeye karşı olan içsel tutumudur: - Bilinçli Taksir (TCK m. 22/3): Fail, neticenin gerçekleşebileceğini öngörür ancak 'istemez'. 'Olmaz, olmayacak, ben bu işi beceririm' gibi bir düşünceyle, kendi yeteneğine veya şansına güvenerek hareket etmeye devam eder. - Olası Kast (TCK m. 21/2): Fail, neticenin gerçekleşebileceğini öngörür ve bu neticenin gerçekleşmesini 'kabullenir'. 'Olursa olsun' veya 'farketmez' şeklinde bir kayıtsızlık içindedir. Somut olayda, sürücünün alkollü ve kırmızı ışık ihlali yaparak kavşağa girmesi, birinin ölebileceğini öngördüğü halde bu sonucu 'olursa olsun' diyerek kabullendiği şeklinde yorumlanırsa olası kast oluşur ve müebbet hapis cezası söz konusu olur. Eğer sürücünün 'kimseye çarpmam, geçerim' diyerek şansına güvendiği ancak istemediği bir neticeye yol açtığı kabul edilirse bilinçli taksir oluşur ve taksirle öldürme (2-6 yıl) cezasının 1/3'ten yarısına kadar artırılması gerekir. Yargıtay uygulaması genellikle bu tür olaylarda bilinçli taksir yönünde eğilim göstermekle birlikte, olayın tüm özellikleri (hız, trafik yoğunluğu vb.) değerlendirilerek olası kast kararı da verilebilmektedir. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/kirmizi-isikta-gecen-alkollu-surucu/)