Bir hukuk mahkemesi (örneğin Asliye Hukuk Mahkemesi), yürüttüğü bir dava kapsamında bir kamu kurumundan yazılı olarak bilgi talep etmiş ancak kurum bu talebe 10 gün içinde cevap vermemiştir. Bu durumda ilgili kamu görevlisinin cezai sorumluluğu CMK m. 332 ve TCK m. 257 çerçevesinde nasıl değerlendirilmelidir? Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2018/227 sayılı kararını bu bağlamda analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #196792

CMK m. 332, 'suçların soruşturma ve kovuşturması sırasında' Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenen bilgilere 10 gün içinde cevap verilmesini zorunlu kılar ve bu hükme aykırılığın TCK m. 257 (Görevi Kötüye Kullanma) suçunu oluşturabileceğini belirtir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2018/227 sayılı emsal kararına göre, CMK m. 332'nin uygulama alanı 'ceza yargılaması' ile sınırlıdır. Somut olayda bilgi isteyen makam bir Hukuk Mahkemesi olduğundan, TCK m. 257 kapsamında görevi kötüye kullanma suçu oluşmaz. Ancak Yargıtay, bu eylemin 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 32. maddesindeki 'emre aykırı davranış' kabahatini oluşturduğunu ve bu kabahat için öngörülen zamanaşımı süresi dolduğundan idari para cezası verilmesine yer olmadığına karar vermiştir. Dolayısıyla, hukuk mahkemesinin talebine cevap vermeyen kamu görevlisi suç değil, kabahat işlemiş sayılır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/cmk-madde-332-bilgi-isteme.html)