İdarenin kamu görevlisine rücu edebilmesi için, zarara yol açan eylemin 'hizmet kusuru' mu yoksa 'kişisel kusur' mu niteliğinde olması gerekir? Anayasa'nın 129. maddesi ve 657 sayılı DMK'nın 13. maddesi bu konuda nasıl bir çerçeve çizmektedir ve idarenin kusursuz sorumluluğu hallerinde rücu mümkün müdür?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #196317

İdarenin kamu görevlisine rücu edebilmesinin temel şartı, zararın kamu görevlisinin 'kişisel kusurundan' (kasıt, kusur, ihmal veya tedbirsizlik) kaynaklanmasıdır. Anayasa m. 129/5 ve DMK m. 13, zarara uğrayan kişinin idare aleyhine dava açacağını, idarenin ise sorumlu personele rücu hakkının saklı olduğunu belirtir. Bu sistem, zararın idarenin 'hizmet kusuru'ndan kaynaklandığı durumlarda da işler; ancak rücu mekanizmasının işletilebilmesi için o hizmet kusurunun oluşumunda bir kamu görevlisinin kişisel olarak atfedilebilecek bir kusurunun bulunması gerekir. İdarenin 'kusursuz sorumluluğu' (risk ilkesi, sosyal risk ilkesi gibi) hallerinde ise ortada ne idareye ne de personele atfedilebilecek bir kusur yoktur. Zarar, idari faaliyetin doğasından veya tehlikesinden kaynaklanır. Bu nedenle, kusursuz sorumluluk hallerinde idare tazminat ödemekle yükümlü olsa dahi, kusurlu bir personel bulunmadığı için rücu yoluna başvurması mümkün değildir. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/idare-hukukunda-kamu-gorevlisine-rucu/)