Ortaklığın giderilmesi davasında, davalılardan birinin sağ kalan eş olarak 'aile konutunun kendisine özgülenmesi' (TMK m. 652) talebinde bulunması durumunda, bu talep nasıl bir hukuki nitelik taşır ve ortaklığın giderilmesi davasını gören Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevi açısından nasıl bir değerlendirme yapılmalıdır?
Aile konutunun özgülenmesi talebi, ortaklığın giderilmesi davasından bağımsız, kendine özgü bir davadır ve sağ kalan eşe miras hakkına mahsuben mülkiyet hakkı tanınmasını amaçlar. Bu talep, ortaklığın giderilmesi davasında bir 'karşı dava' olarak ileri sürülebilir. Bu durumda, ortaklığın giderilmesi davasına bakan Sulh Hukuk Mahkemesi, öncelikle özgüleme talebini karara bağlamalıdır. Ancak özgüleme davasında görevli mahkeme, taşınmazın değerine göre belirlenir. Eğer taşınmazın değeri Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görev sınırını aşıyorsa, mahkemenin özgüleme talebini içeren karşı davayı tefrik ederek görevsizlik kararıyla Asliye Hukuk Mahkemesi'ne göndermesi ve bu davanın sonucunu ortaklığın giderilmesi davası için 'bekletici sorun' yapması gerekir. Eğer değer görev sınırları içindeyse, öncelikle özgüleme talebini çözümleyip, sonucuna göre ortaklığın giderilmesi hakkında bir karar verir. (Yargıtay 6. HD, E. 2007/2542, K. 2007/3548 sayılı kararı bu yöndedir.)