TCK m. 102'de düzenlenen cinsel saldırı suçunda, TCK m. 36'daki 'gönüllü vazgeçme' müessesesinin uygulanma koşullarını, icra hareketlerinin tamamlanıp tamamlanmadığına göre ayrım yaparak analiz ediniz. Failin, fiili tamamladıktan sonra pişmanlık göstermesi 'gönüllü vazgeçme' olarak değerlendirilebilir mi?
Gönüllü vazgeçme (TCK m. 36), failin suçun icra hareketlerinden kendi iradesiyle vazgeçmesi veya kendi çabalarıyla suçun tamamlanmasını/neticenin gerçekleşmesini önlemesidir. Cinsel saldırı suçunda bu durum şu şekilde analiz edilebilir: 1) İcra Hareketleri Tamamlanmadan Vazgeçme: Fail, mağdura yönelik cinsel davranışlara başlamış ancak fiili (örneğin vücuda organ sokma) tamamlamadan, dış bir engel olmaksızın kendi iradesiyle eyleminden vazgeçerse, gönüllü vazgeçmeden yararlanır ve teşebbüsten (TCK m. 35) cezalandırılmaz. Ancak o ana kadar tamamladığı kısım (örneğin sarkıntılık) ayrı bir suç oluşturuyorsa sadece o suçtan ceza alır. 2) İcra Hareketleri Tamamlandıktan Sonra Vazgeçme: Fail, vücuda organ sokma gibi suçu tamamlayan hareketi gerçekleştirdikten sonra pişmanlık duysa bile, artık suç tamamlandığı için 'gönüllü vazgeçme' söz konusu olamaz. Gönüllü vazgeçme, suç tamamlanmadan önce mümkündür. Suçun tamamlanmasından sonraki pişmanlık, ancak TCK'da özel olarak düzenlenen 'etkin pişmanlık' şartları varsa (ki cinsel saldırı suçunda genel bir etkin pişmanlık düzenlemesi yoktur) veya takdiri indirim nedeni (TCK m. 62) olarak dikkate alınabilir. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/cinsel-saldiri-sucunda-gonullu-vazgecme/)