İşyerinde mobbing iddiasının ispatı, olgunun doğası gereği genellikle zordur. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2021/16601 K. sayılı kararında benimsediği 'yaklaşık ispat' kavramını açıklayınız. Bu kavram, İş Kanunu'nun hangi maddelerindeki ispat yükü düzenlemeleriyle paralellik göstermektedir ve davacının ispat yükünü nasıl hafifletmektedir?
'Yaklaşık ispat', mobbingin genellikle uygulayan ile maruz kalan arasında gerçekleşmesi nedeniyle, davacının iddiasını tam olarak ispatlamasının zorluğuna binaen, olayların tipik akışı ve tecrübe kuralları göz önüne alınarak sonuca gidilmesini ifade eder. Bu, ispat yükünün hafifletilmesi anlamına gelir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2021/16601 K. sayılı kararı, bu yaklaşımın işin doğasına uygun olduğunu belirtir. Bu ilke, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 5. maddesindeki 'eşit işlem borcuna aykırılık' ve 6356 sayılı Kanun'un 25. maddesindeki 'sendikal ayrımcılık' iddialarında olduğu gibi, işçinin ihlali 'güçlü bir biçimde gösteren bir durumu' ortaya koyması halinde ispat yükünün işverene geçtiği düzenlemelerle paralellik arz eder. Davacı, mobbingin varlığına dair güçlü emareler (tanık beyanları, e-postalar, görev yeri değişiklikleri vb.) sunduğunda, işveren bu durumun mobbing olmadığını kanıtlamakla yükümlü hale gelir. (Kaynak: or.av.tr/mobbing-nedir/)