TCK m. 239'da düzenlenen 'Ticari Sır, Bankacılık Sırrı veya Müşteri Sırrı Niteliğindeki Bilgi veya Belgelerin Açıklanması' suçu, failin niteliği açısından nasıl bir suçtur? Suçun oluşumu için failin sıfatı ile sır niteliğindeki bilgi arasında nasıl bir bağ bulunmalıdır? Bu suçun teşebbüse elverişli olup olmadığını bir örnekle açıklayınız.
TCK m. 239/1'in ilk cümlesi uyarınca bu suç, özgü suç niteliği taşır. Fail, ancak sıfatı, görevi, mesleği veya sanatı gereği bu sırlara vakıf olan bir kişi olabilir. Suçun oluşabilmesi için, failin sırra vakıf olması ile bu sıfatı arasında bir illiyet bağı bulunmalı ve fail bu bağ nedeniyle sırrı saklama ve koruma yükümlülüğü altında olmalıdır. Suç, neticesi harekete bitişik bir suç olduğundan kural olarak teşebbüse elverişli değildir. Ancak, icra hareketlerinin bölünebildiği durumlarda teşebbüs mümkündür. Örneğin, failin ticari sır içeren bir belgeyi yetkisiz bir kişiye posta ile göndermesi, ancak belgenin alıcıya ulaşmadan ele geçirilmesi durumunda, suç teşebbüs aşamasında kalmış sayılır. (Kaynak: avmehmetgenc.com/ticari-sirlarin-aciklanmasi-sucu-ve-cezasi)