Hekimin, gerçekleştireceği tıbbi müdahalenin olası komplikasyonları hakkında hastayı aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirdiğini ispat külfeti kime aittir? Bu ispatın, özellikle yazılı 'aydınlatılmış onam' formu alınmayan durumlarda nasıl sağlanabileceğini tartışınız.
Aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiğini ispat külfeti, hekime ve/veya sağlık kuruluşuna (hastaneye) aittir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, aydınlatmanın yapıldığı ve hastanın da bunu anlayarak rıza gösterdiği, davalı hekim veya hastane tarafından ispatlanmalıdır. En güvenli ispat aracı, müdahaleye özgü riskleri açık ve anlaşılır bir dille anlatan, hastanın okuduğunu ve anladığını belirttiği, tarih ve imza içeren yazılı 'aydınlatılmış onam' formudur. Yazılı formun olmadığı durumlarda ispat zorlaşır ancak imkansız değildir. Hekim, bu ispatı başka delillerle de sağlayabilir. Örneğin: 1) Tanık Beyanları: Aydınlatma sırasında odada bulunan başka bir sağlık personeli veya hastanın bir yakını tanık olarak dinlenebilir. 2) Hasta Dosyası Kayıtları: Hekimin, hasta dosyasına 'Hastaya ... riskleri anlatıldı, anladı, kabul etti' şeklinde düştüğü notlar, bir delil başlangıcı olarak değerlendirilebilir. 3) Hastanın Durumu: Hastanın eğitim seviyesi, daha önce benzer tedaviler görüp görmediği gibi dolaylı kanıtlar da mahkemece dikkate alınabilir. Ancak yazılı onam formu olmaksızın ispatın çok daha güç olduğu ve ispat yükünün yerine getirilememesi halinde hekimin sorumlu tutulacağı unutulmamalıdır.