TCK m. 220/8'de düzenlenen 'örgüt propagandası yapma' suçu ile Anayasa'da güvence altına alınan 'ifade özgürlüğü' arasındaki denge nasıl kurulmalıdır? AİHM ve Yargıtay kararlarına göre, bir ifadenin 'propaganda' olarak nitelendirilebilmesi için hangi unsurları taşıması gerekir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #196099

Bu denge, son derece hassastır ve AİHM ile Yargıtay içtihatlarıyla şekillenmiştir. Bir ifadenin ifade özgürlüğü sınırlarını aşarak 'örgüt propagandası' suçunu oluşturabilmesi için şu unsurları taşıması gerekir: 1) Cebir ve Şiddete Teşvik: İfadenin, örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini 'meşru göstermesi', 'övmesi' ya da bu yöntemlere başvurmayı 'teşvik etmesi' gerekir. Sadece örgütün varlığını veya ideolojisini savunmak, tek başına bu suçu oluşturmaz. 2) Açık ve Mevcut Tehlike: Propaganda, toplum için açık ve mevcut bir tehlike yaratma potansiyeline sahip olmalıdır. Soyut ve tehlike yaratmayan ifadeler bu kapsamda değerlendirilmez. 3) Bağlam: İfade, söylendiği yer, zaman ve koşullar dikkate alınarak bir bütün olarak değerlendirilmelidir. Bir cümlenin cımbızlanarak suç olarak nitelendirilmesi, ifade özgürlüğüyle bağdaşmaz. TMK m. 7/2'de de belirtildiği gibi, 'Haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.' Dolayısıyla, şiddeti övmeyen, teşvik etmeyen, sadece haber verme veya eleştiri niteliğindeki açıklamalar propaganda suçunu oluşturmaz.