AİHM'in 'Nedim Şener ve Ahmet Şık - Türkiye' kararında, gazetecilerin tutukluluğunun ifade özgürlüğü (AİHS m. 10) üzerindeki 'caydırıcı etkisi (chilling effect)' argümanı nasıl bir hukuki temele dayanmaktadır? Bir tedbirin, sadece uygulandığı kişiler üzerinde değil, toplumun geneli üzerinde yarattığı dolaylı etki, bir hak ihlalinin tespitinde nasıl rol oynar?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #196095

AİHM'in 'caydırıcı etki' argümanı, ifade özgürlüğünün sadece bireysel bir hak olmadığı, aynı zamanda demokratik toplumun işleyişi için vazgeçilmez bir kamusal işleve sahip olduğu düşüncesine dayanır. Mahkeme, özellikle gazeteciler, akademisyenler, insan hakları savunucuları gibi 'kamu bekçiliği' görevi gören kişilere yönelik orantısız ve keyfi müdahalelerin, sadece o kişileri susturmakla kalmadığını, aynı zamanda aynı alanda faaliyet gösteren diğer kişileri de sindirerek, onları da benzer eleştiriler yapmaktan veya araştırma yapmaktan alıkoyduğunu kabul eder. Bu durum, toplumun farklı seslerden ve eleştirilerden mahrum kalmasına, yani kamusal tartışma ortamının fakirleşmesine yol açar. Bir tedbirin (örneğin, uzun ve gerekçesiz bir tutukluluk) yarattığı bu dolaylı etki, hakka yapılan müdahalenin 'demokratik bir toplumda gerekliliği' ve 'orantılılığı' test edilirken AİHM tarafından dikkate alınan önemli bir kriterdir. Eğer müdahale, meşru bir amacı aşan geniş bir 'otosansür' alanına yol açıyorsa, bu durum tek başına müdahalenin orantısız ve dolayısıyla AİHS m. 10'u ihlal eder nitelikte olduğunun bir göstergesi olarak kabul edilir.