Boşanma davalarında psikolog veya terapistten alınan raporların delil niteliği nedir? Bu raporlar, özellikle 'duygusal şiddet' veya 'ilgisizlik' gibi soyut iddiaların ispatında nasıl bir rol oynar?
Psikolog veya terapist raporları, HMK kapsamında birer 'uzman görüşü' (HMK m. 293) veya duruma göre 'belge' niteliğinde delil olarak kabul edilir. Mahkeme bu raporlarla doğrudan bağlı olmasa da, karar verirken önemli bir takdiri delil olarak dikkate alır. Bu raporların rolü, özellikle 'duygusal şiddet', 'ilgisizlik', 'psikolojik baskı' gibi fiziksel iz bırakmayan, ispatı zor, soyut iddiaların somutlaştırılmasında ortaya çıkar. Bir terapist raporu, davacı eşin yaşadığı olaylar (örneğin, sürekli aşağılanma, ihmal edilme) nedeniyle anksiyete, depresyon gibi psikolojik rahatsızlıklar yaşadığını, bu durumun nedensellik bağı içinde davalının eylemlerinden kaynaklandığını bilimsel olarak ortaya koyabilir. Bu, soyut iddiayı somut bir 'sonuç' ile (sağlık bozulması) ilişkilendirerek, mahkemenin hem kusur belirlemesinde hem de manevi tazminat miktarını takdir etmesinde güçlü bir kanıt oluşturur.