Ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil davasında, davalının (ilk alıcının) yargılamanın uzamasında bir kusuru bulunmuyorsa ve hatta davanın başında ön alım bedelini kabul ettiğini belirtmişse, bu durumun mülkiyet hakkı ihlali iddiasının değerlendirilmesindeki rolü nedir?
Bu durum, mülkiyet hakkı ihlali iddiasının temelini güçlendiren önemli bir unsurdur. Anayasa Mahkemesi'nin 'İlkay Mahanoğlu' kararında da bu hususa dikkat çekilmiştir. Davalının yargılamanın uzamasına sebep olacak bir davranışta bulunmaması (örneğin, gereksiz itirazlar yapmaması) ve davanın başında davacının talebini kabul etmesi, yargılamanın uzamasındaki sorumluluğun tamamen mahkemeye ait olduğunu gösterir. Bu durumda mahkemenin, yargılama sürecini gereksiz yere uzatması (örneğin, aynı olguya ilişkin defalarca bilirkişi raporu alması) ve bu süreçte davalının alacağı olan ön alım bedelinin değerini koruyacak tedbirleri (nemalandırma gibi) almaması, davalıya yüklenen külfeti daha da ağırlaştırır. Davalının kusursuzluğu, mahkemenin eylemsizliğinin mülkiyet hakkı üzerindeki olumsuz etkisini daha belirgin hale getirir ve ihlal kararının verilmesinde önemli bir etken olur. Devletin pozitif yükümlülüğü, özellikle kusuru olmayan tarafı yargılamanın olumsuz sonuçlarından korumayı gerektirir.