Ön alım (şufa) hakkına dayalı bir tapu iptali ve tescil davasında, davacı tarafından depo edilen ön alım bedelinin, uzun süren yargılama boyunca nemalandırılmaması (örneğin vadeli bir hesaba yatırılmaması) ve enflasyon karşısında değer kaybetmesi, davalı (ilk alıcı) açısından hangi anayasal hakkın ihlalini oluşturur? Anayasa Mahkemesi'nin 'İlkay Mahanoğlu' (B. No: 2018/17652) başvurusundaki yaklaşımını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #196069

Bu durum, davalı (ilk alıcı) açısından Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan 'mülkiyet hakkı'nın ihlalini oluşturur. Anayasa Mahkemesi 'İlkay Mahanoğlu' kararında, bu tür uyuşmazlıklarda devletin, özel kişiler arasındaki mülkiyet hakkı çatışmasında tarafların menfaatlerini dengeleme ve süreci taraflardan biri aleyhine ölçüsüz bir sonuca yol açmayacak şekilde yürütme yönünde 'pozitif yükümlülüğü' olduğunu belirtmiştir. Mahkemenin, yargılamanın makul bir sürede bitirilememesi ihtimalini gözeterek, depo edilen ön alım bedelini 'vadeli bir mevduat hesabına yatırılması' gibi basit bir tedbirle nemalandırma imkanı varken bunu yapmaması, davalının alacağının (ön alım bedelinin) enflasyon karşısında erimesine ve ciddi bir değer kaybına uğramasına neden olmaktadır. Bu durum, davalıya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yükler ve mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçüsüz olmasına yol açar. Dolayısıyla, mahkemenin bu tedbiri almaması, devletin pozitif yükümlülüğünün ihlali sonucunu doğurur.