5237 sayılı TCK'nın 98. maddesi 'memurluğun sona ermesi' hallerini düzenlerken, 48. maddesi 'memurluğa alınma şartları'nı belirtmektedir. Bir kişinin sahte belge ile memuriyete girdiği yıllar sonra anlaşılırsa, bu durumun hukuki sonucu ne olur? İdarenin bu işlemi geri alması, 'kazanılmış hak' ve 'hukuki güvenlik' ilkeleri karşısında nasıl değerlendirilir?
Kişinin sahte belge veya yalan beyanla, memurluğa alınma şartlarını taşımadığı halde memuriyete girdiği sonradan anlaşılırsa, 657 sayılı DMK m. 98/b uyarınca idare tarafından memuriyetine son verilir. Bu durumda, kişinin memuriyette geçirdiği süre bir 'kazanılmış hak' oluşturmaz. Hukukun temel ilkelerinden biri olan 'hiç kimsenin kendi hilesinden yararlanamayacağı' prensibi ve idarenin hukuka aykırı, özellikle de yoklukla malul veya hile ile elde edilmiş işlemlerini her zaman geri alabilme yetkisi devreye girer. Danıştay Beşinci Dairesi'nin E:1981/2436, K:1984/3631 sayılı kararında da belirtildiği gibi, atama onayındaki usulsüzlük (sahtecilik) işlemi ağır şekilde sakatlamaktadır ve idare bu tür sakat tasarruflarını geri alabilir. 'Hukuki güvenlik' ve 'kazanılmış hak' ilkeleri, sadece hukuka uygun olarak tesis edilmiş işlemler için bir koruma sağlar. Hukuka aykırılığı kişinin kendi hilesinden kaynaklanan durumlarda bu ilkelere dayanılamaz. Bu nedenle, atamasındaki usulsüzlük sabit olan davacının görevine son verilmesinde mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.