657 sayılı DMK m. 98/b'ye göre, 'Memurluğa alınma şartlarından herhangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması veya memurlukları sırasında bu şartlardan herhangi birini kaybetmesi' halinde memurluk sona erer. Bir memur hakkında verilen ancak henüz kesinleşmemiş bir mahkumiyet kararı, bu madde kapsamında 'şartı kaybetme' olarak değerlendirilip göreve son verme işlemi için yeterli midir? Danıştay'ın bu konudaki yaklaşımını 'masumiyet karinesi' ilkesi çerçevesinde analiz ediniz.
Hayır, yeterli değildir. Danıştay Onikinci Dairesi'nin E:2003/2375, K:2005/4465 sayılı kararında da açıkça belirtildiği gibi, DMK m. 48/A-5'teki memurluğa engel suçlardan dolayı 'hükümlü bulunmamak' şartı, ancak ceza mahkemesi kararının kesinleşmesiyle ihlal edilmiş sayılır. Henüz temyiz aşamasında olan, yani kesinleşmemiş bir mahkumiyet kararı, kişiyi hukuken 'hükümlü' yapmaz. Bu durum, Anayasa m. 38'de güvence altına alınan 'masumiyet karinesi'nin bir gereğidir. Kişi, hakkındaki hüküm kesinleşene kadar masum sayılır. Dolayısıyla, idarenin kesinleşmemiş bir mahkumiyet kararına dayanarak DMK m. 98/b uyarınca memurun görevine son vermesi, masumiyet karinesini ihlal eden, hukuka aykırı bir işlemdir ve idare mahkemesince iptal edilir. İdare, bu işlem için ceza davasının kesinleşmesini beklemek zorundadır.