TCK m. 284'te düzenlenen 'tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme' suçu, özel bir ihmali suç mudur? Bu suçun oluşabilmesi için failin bilgi durumu (sübjektif unsur) ne seviyede olmalıdır? Avukatın, hakkında yakalama kararı olan müvekkilinin yerini bilmesine rağmen bildirmemesi bu suçu oluşturur mu?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #196046

Evet, bu suç 'ihmali hareketle' işlenen bir suçtur. Fail, kanunun kendisine yüklediği 'bildirme' şeklindeki pozitif yükümlülüğü yerine getirmeyerek, yani pasif kalarak (ihmal) suçu işler. Suçun sübjektif unsurunun oluşabilmesi için 'doğrudan kast' gereklidir. Madde gerekçesinde de belirtildiği gibi, failin; aranan kişinin hakkında bir tutuklama kararı olduğunu veya kesinleşmiş bir mahkumiyet nedeniyle arandığını ve bu kişinin nerede bulunduğunu 'tereddütsüz bir şekilde' bilmesi gerekir. Olası kast veya taksirle işlenemez. Avukatın durumu ise özeldir. Avukatlık Kanunu m. 36'dan kaynaklanan 'sır saklama yükümlülüğü' nedeniyle, avukatın hakkında yakalama kararı olan müvekkilinin yerini bildirme yükümlülüğü yoktur. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2011/21017 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, avukatın bu durumu bildirmemesi, sır saklama yükümlülüğü çerçevesinde TCK m. 24/1 anlamında bir 'kanun hükmünü (görevini) yerine getirme' hukuka uygunluk nedenidir ve bu nedenle suç oluşturmaz.