TCK m. 220/7'de düzenlenen 'örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme' fiili ile TCK m. 39'daki genel 'yardım etme (suça iştirak)' hükmü arasındaki temel fark nedir? Bir kişi, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamasına rağmen neden 'örgüt üyesi gibi' cezalandırılmaktadır? Bu düzenlemenin TCK m. 314 (silahlı örgüt) açısından yansıması nasıldır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #196042

Temel fark, yardımın yöneldiği objedir. TCK m. 39'daki genel iştirak hükmünde yardım, belirli bir 'suçun işlenmesine' yöneliktir. Yani fail, somut bir suçun işlenmesine yardım eder. TCK m. 220/7'de ise yardım, somut bir suça değil, doğrudan doğruya 'örgütün kendisine', yani örgütün genel varlığına, amaçlarına veya faaliyetlerine yönelik olarak yapılır. Bu yardım; para, silah, yer temini, propaganda, eleman kazandırma gibi çok çeşitli şekillerde olabilir. Kanun koyucu, örgütün varlığını ve faaliyetlerini sürdürmesine katkı sağlayan bu tür yardımları, örgüt üyeliği kadar tehlikeli görmüş ve bu nedenle yardım edenin, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmasa bile 'örgüt üyesi olarak' (gibi değil, doğrudan üye olarak) cezalandırılmasını öngörmüştür. Ancak, yapılan yardımın niteliğine göre cezada üçte birine kadar indirim yapılabileceği belirtilmiştir. TCK m. 314/3'teki atıf nedeniyle, bu kural silahlı terör örgütlerine yardım edenler için de aynen geçerlidir. Yani, silahlı örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi de TCK m. 314/2 uyarınca örgüt üyesi olarak cezalandırılır.