TCK m. 142/2-h'de düzenlenen 'bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında' işlenen nitelikli hırsızlık suçu ile TCK m. 142/1-b (mülga) ve yeni düzenlemedeki 'kilitlenmek suretiyle' işlenen hırsızlık arasındaki ilişki ve farklar nelerdir? Bir arabanın kapısı kilitli olmaksızın, içinde bulunan bir çantanın çalınması bu fıkra kapsamında mıdır?
TCK m. 142/2-h, iki farklı durumu kapsar: 1) Herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınmış eşya (Örn: Otogardaki kilitli emanet dolabı). 2) Bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya. İkinci durumda, eşyanın ayrıca kilitli bir yerde olması şart değildir; binanın veya eklentisinin (örneğin, etrafı çevrili bir bahçe, depo) kendisi muhafaza fonksiyonu görür. Bu fıkranın uygulanması için binaya giriş şeklinin (zorla, hileyle vb.) önemi yoktur, hırsızlığın bina içinde işlenmesi yeterlidir. Madde gerekçesinde açıkça belirtildiği üzere, bir otomobil 'bina' tanımına girmez. Bu nedenle, kapıları kilitli olmayan bir otomobilin içinden çanta çalınması, TCK m. 142/2-h kapsamında nitelikli hırsızlık oluşturmaz. Bu eylem, şartları varsa TCK m. 141'deki temel hırsızlık suçunu oluşturur. Ancak arabanın kapıları kilitliyse ve kilit kırılarak veya başka bir aletle açılarak hırsızlık yapılırsa, bu kez TCK m. 142/2-d'deki 'kilit açmak suretiyle' nitelikli hırsızlık suçu gündeme gelir.