Bir memur adayının güvenlik soruşturmasının, hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı olmamasına rağmen, 'istihbari bilgi' veya 'olgusal veri' olarak nitelendirilen ve somut bir suça dayanmayan bilgilere dayanılarak olumsuz sonuçlanması, hukukun hangi temel ilkelerine aykırılık teşkil edebilir? İdare Mahkemeleri ve Danıştay'ın bu tür olumsuz sonuçlara karşı açılan iptal davalarındaki yaklaşımı nasıldır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #196027

Bu durum, başta Anayasa'nın 20. maddesindeki 'özel hayatın gizliliği', 38. maddesindeki 'masumiyet karinesi' ve 'kanunsuz suç ve ceza olmaz' ilkeleri olmak üzere, hukukun temel ilkelerine aykırılık teşkil edebilir. Masumiyet karinesi, bir kişi hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı olmadıkça suçlu sayılamayacağını ifade eder. Güvenlik soruşturmasının, hukuki bir delil niteliği taşımayan, soyut, duyuma dayalı, doğruluğu teyit edilmemiş istihbari bilgilere dayanılarak olumsuz sonuçlandırılması bu karineyi ihlal eder. İdare Mahkemeleri ve Danıştay, bu tür davalarda davalı idareden, olumsuz sonuca dayanak olan 'istihbari bilginin' somut, denetlenebilir ve güvenilir delillerle desteklenmesini istemektedir. Sadece 'irtibatlı/iltisaklı olduğuna dair istihbari bilgi mevcuttur' gibi genel ve soyut ifadelere dayanan işlemleri, hukuki dayanaktan yoksun bularak iptal etme eğilimindedir. Mahkemeler, atama yapılmamasının gerekçesinin, kişinin atanacağı görevin niteliğiyle bağdaşmayan somut bir eylem veya durumla ilişkilendirilmesini aramaktadır.