Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin 'muvazaalı' kabul edilmesinin hukuki sonuçları nelerdir? İş Kanunu m. 2/7 uyarınca, muvazaa tespit edildiğinde alt işveren işçilerinin hukuki statüsü nasıl değişir ve bu durum ücret, kıdem tazminatı ve sendikal haklar açısından ne gibi sonuçlar doğurur?
Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin muvazaalı (danışıklı) olduğunun tespiti halinde, bu ilişki en başından itibaren geçersiz sayılır ve alt işverenin işçileri, işe başladıkları ilk günden itibaren asıl işverenin işçisi kabul edilir. İş Kanunu m. 2/7, '...işçilerin haklarını kısıtlamak... gibi tarafların gerçek iradelerini gizlemeye yönelik işlemler' muvazaa olarak tanımlar. Bu tespitin sonuçları şunlardır: 1) Ücret ve Sosyal Haklar: İşçi, asıl işverenin işyerindeki emsal işçilerin aldığı ücret ve sosyal hakları (ikramiye, prim vb.) talep edebilir. Geriye dönük ücret farkı alacağı doğar. 2) Kıdem Tazminatı: İşçinin tüm çalışma süresi asıl işveren nezdinde geçmiş sayılacağından, kıdem tazminatı hesabında bu süre esas alınır ve sorumluluk tamamen asıl işverene ait olur. 3) Sendikal Haklar: İşçi, asıl işverenin işyerinde yetkili olan sendikaya üye olabilir ve o işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesinden (TİS) yararlanabilir. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 2017/16649 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, muvazaa tespitinde işçi, asıl işverenin taraf olduğu TİS hükümlerinden faydalanmalıdır.