Bir kamu görevlisinin hizmet kusuru nedeniyle bir vatandaşa verdiği zarar idare tarafından tazmin edildikten sonra, idarenin bu kamu görevlisine rücu etme hakkının hukuki dayanakları nelerdir? İdarenin rücu davası açması bir takdir yetkisi midir, yoksa bir zorunluluk mudur? Danıştay'ın bu konudaki görüşünü açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #195997

İdarenin kamu görevlisine rücu hakkının temel hukuki dayanakları Anayasa ve kanunlardır. Anayasa'nın 129. maddesinin 5. fıkrası, 'Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla... ancak idare aleyhine açılabilir' hükmünü amirdir. Benzer şekilde, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 13. maddesi de kurumun sorumlu personele rücu hakkının saklı olduğunu belirtir. Danıştay'ın yerleşik içtihatlarına göre, idarenin rücu hakkını kullanması bir takdir yetkisi değil, bir zorunluluktur. Danıştay, rücu hakkının kullanılmamasının kamuyu zarara uğratacağını ve bu nedenle idarenin kusurlu memura rücu etmekle yükümlü olduğunu kabul etmektedir. Bu zorunluluk, kamu kaynaklarının korunması ve kamu görevlilerinin eylemlerinden sorumlu tutulması ilkesinin bir gereğidir.