Vesayet gerektiren hallerden olan 'savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı veya malvarlığını kötü yönetme' (TMK m. 406) nedeniyle bir kişinin kısıtlanabilmesi için, bu fiillerin tek başına varlığı yeterli midir? Kanunun aradığı ek şartlar nelerdir ve bu kısıtlama türünde kişinin dinlenilmesi zorunlu mudur?
Hayır, bu fiillerin tek başına varlığı kısıtlama için yeterli değildir. TMK m. 406, bu fiillerin belirli sonuçlar doğurması şartını aramaktadır. Kişinin kısıtlanabilmesi için, bu davranışlarının 'kendisini veya ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açması' veya 'başkalarının güvenliğini tehdit etmesi' gerekir. Yani, sadece alkol bağımlısı olmak değil, bu bağımlılık nedeniyle ailesini yoksulluğa sürükleme tehlikesi yaratmak kısıtlama sebebidir. Ayrıca, TMK m. 409/2 uyarınca, bu sebeplerle bir kimse hakkında kısıtlama kararı verilebilmesi için, o kişinin mutlaka 'dinlenilmesi' zorunludur. Akıl hastalığından farklı olarak, bu hallerde kişinin iradesi tamamen ortadan kalkmadığı için, mahkeme savunmasını ve beyanlarını almadan karar veremez. (Kaynak: or.av.tr/vesayet-gerektiren-haller-vesayet-davasi-ve-vasi/)