CMK m. 67/4'e göre, bilirkişi raporu örneklerinin taraflara tebliği zorunludur. Muteriz vekilinin, bilirkişi raporuna itiraz etme ve yeni bilirkişi isteme hakkı varken, raporun kendisine tebliğ edilmeden karar verilmesi hangi temel hakkın ihlaline yol açar? İstanbul 3. Sulh Ceza Hakimliği'nin bu konudaki kararını, kanun yararına bozma istemi üzerinden değerlendiriniz.
Bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edilmeden karar verilmesi, Anayasa m. 36 ve AİHS m. 6'da güvence altına alınan 'adil yargılanma hakkı'nın temel unsurlarından olan 'silahların eşitliği' ve 'çelişmeli yargılama' ilkelerinin ihlaline yol açar. Taraflar, aleyhlerine olan bir delili (bilirkişi raporunu) öğrenme, ona karşı beyanda bulunma, itiraz etme ve gerekirse karşı delil (uzman mütalaası) sunma hakkına sahiptir. Rapor tebliğ edilmediğinde bu haklar fiilen kullanılamaz hale gelir. Kanun yararına bozma istemine konu olan olayda, mahkemenin, muteriz vekiline raporu tebliğ etmeden karar vermesi, açıkça savunma hakkının kısıtlanmasıdır. Bu durum, kararın usul yönünden hukuka aykırı olması sonucunu doğurur ve kanun yararına bozma nedenidir. Yargıtay 19. CD'nin 2016/15517 E. sayılı kararında bu istem reddedilmiş olsa da, ilkesel olarak raporun tebliği savunma hakkı için zorunludur. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/cmk-madde-67-bilirkisi-raporu-uzman-mutalaasi.html)