Nüfuz ticareti suçunda (TCK m. 255), failin kamu görevlisi üzerinde gerçekten bir nüfuzunun olup olmamasının suçun oluşumu açısından bir önemi var mıdır? Failin, aslında hiç tanımadığı bir bakanın adını kullanarak bir işi halledeceğini vaat etmesi ve menfaat temin etmesi durumunda hangi suç oluşur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #195563

Failin, üzerinde nüfuz sahibi olduğunu iddia ettiği kamu görevlisini gerçekten tanıyıp tanımamasının veya üzerinde bir etkisinin olup olmamasının, nüfuz ticareti suçunun oluşumu açısından bir önemi yoktur. Suçun tamamlanması için, failin 'kamu görevlisi üzerinde nüfuzu olduğunu ileri sürerek' haksız bir işi gördüreceği vaadiyle kendisine veya başkasına menfaat sağlaması veya bu konuda anlaşmaya varması yeterlidir. Vaadin inandırıcı olması, yani iş sahibini kandıracak nitelikte olması yeterlidir. Ancak, eğer failin bu vaadi tamamen yalan ve aldatmacaya dayanıyorsa ve iş sahibi de failin gerçekten böyle bir gücü olduğuna inanarak kandırılıyorsa, yani iş sahibi hukuka aykırı bir iş yaptırdığının değil, meşru bir zeminde olduğunu düşünerek aldatılıyorsa, eylem nüfuz ticareti değil, nitelikli dolandırıcılık (TCK m. 158/1-b, kamu görevlileriyle ilişkisi olduğundan bahisle) suçunu oluşturur. Nüfuz ticaretinde her iki taraf da (fail ve iş sahibi) yaptıkları işin hukuka aykırı olduğunun bilincindedir. Dolandırıcılıkta ise iş sahibi (mağdur) hile ile aldatılmaktadır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/nufuz-ticareti-sucunun-cezasi-nedir.html)