Yabancı bir mahkeme kararının Türkiye'de tenfiz edilebilmesi için gereken şartlardan biri olan 'karşı tarafın savunma hakkına riayet edilmiş olması' ilkesini açıklayınız. Aleyhine tenfiz istenen tarafın yokluğunda (gıyabında) verilmiş bir karar, her durumda tenfize engel midir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #195523

Savunma hakkı, adil yargılanma hakkının temel bir unsurudur. MÖHUK m. 54/ç, aleyhine tenfiz istenen kişinin, hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ise tenfiz talebinin reddedileceğini belirtir. Ancak, kişinin yokluğunda karar verilmiş olması tek başına tenfize engel değildir. Önemli olan, kişinin usulüne uygun olarak davadan haberdar edilip edilmediği ve kendisine savunma imkanı tanınıp tanınmadığıdır. Eğer kişi, yabancı ülke kanunlarına uygun şekilde tebligat almasına rağmen duruşmaya katılmamışsa veya bir vekil ile temsil edilmişse, yokluğunda verilen karar savunma hakkını ihlal etmez ve tenfiz edilebilir. Yargıtay'ın 2011/19791 E. sayılı kararında da belirtildiği gibi, davalının o yer kanunlarına uygun şekilde avukat ile temsil edilmesi halinde, bizzat dinlenilmemiş olması tek başına kamu düzenine aykırılık oluşturmaz ve tenfize engel değildir. (Kaynak: or.av.tr/yabanci-mahkeme-kararlarinin-taninmamasi-ve-tenfizi/)