Bir davanın açılması için aranan 'hukuki yarar' şartı (HMK m. 114/1-h) ile 'aktif husumet ehliyeti' (taraf sıfatı) arasındaki kavramsal farkı, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 31.01.2013 tarihli bozma kararında geçen olay üzerinden açıklayınız. Malik olmayan bir kiralayan, kiralananı devrettikten sonraki döneme ait kira alacakları için dava açmakta 'hukuki yarara' sahip midir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #195514

Aktif husumet ehliyeti (taraf sıfatı), bir davada davacı olabilme, yani o davadaki sübjektif hakkı talep etme yetkisidir. Davaya konu hakkın sahibi kim ise davacı sıfatı ona aittir. Hukuki yarar ise, davacının o davayı açmakta güncel, kişisel ve meşru bir menfaatinin bulunmasıdır. Mahkemeden hukuki koruma istemenin bir gereğidir. Yargıtay'ın ilgili kararındaki olayda, kiralayan kişi taşınmazdaki mülkiyet payını devretmiştir. Mülkiyetin devri ile birlikte, yeni malik kanun gereği (TBK m. 310) kira sözleşmesinin tarafı haline gelir ve devirden sonraki kira alacakları ona aittir. Bu durumda, eski kiralayanın, devirden SONRAKİ döneme ait kira alacaklarını talep etme hakkı (aktif husumet ehliyeti) kalmamıştır. Ancak, devir tarihine KADAR olan kira alacakları hala kendisine aittir. Dolayısıyla, eski kiralayanın, devir tarihine kadar olan kira alacakları için dava açmakta hem 'taraf sıfatı' hem de 'hukuki yararı' vardır. Fakat devirden sonraki alacaklar için dava açması, taraf sıfatı yokluğundan reddedilir. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/ucuncu-kisiye-kiranin-odenmesi/)