Ceza muhakemesinde tutuklama tedbirinin (CMK m. 100) 'ölçülülük ilkesi' ile ilişkisini açıklayınız. Kanunda bir tutuklama nedeninin var sayıldığı hallerde dahi, hakimin tutuklama kararı vermekten kaçınması mümkün müdür?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #195513

Tutuklama, en ağır koruma tedbiridir ve doğrudan kişi özgürlüğünü kısıtlar. Bu nedenle Anayasa ve CMK uyarınca 'ölçülülük ilkesi'ne sıkı sıkıya bağlıdır. CMK m. 100/1, 'İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez' hükmüyle bu ilkeyi açıkça düzenlemiştir. Bu ilke gereği, tutuklamanın sağlayacağı yarar ile kişinin özgürlüğünün kısıtlanmasıyla uğrayacağı zarar arasında makul bir denge olmalıdır. Evet, kanunda sayılan tutuklama nedenleri (kaçma şüphesi, delilleri karartma tehlikesi) somut olgularla ortaya konsa bile, hakim tutuklama kararı vermekten kaçınabilir. Eğer adli kontrol gibi daha hafif bir tedbirle aynı amaca ulaşılabilecekse, tutuklama ölçüsüz olacaktır. Hakim, somut olayın özelliklerine, şüphelinin kişisel durumuna ve beklenen cezaya bakarak, tutuklamanın orantısız olduğuna kanaat getirirse, tutuklama kararı vermemeli veya adli kontrol uygulamalıdır. Tutuklama her zaman en son çare (ultima ratio) olmalıdır. (Kaynak: oner.av.tr/ceza-hukuku-sikca-sorulan-sorular/)