Bir davanın 'derdest' olması, yani aynı davanın daha önceden açılmış ve halen görülmekte olması, HMK m. 114/1-ı uyarınca bir dava şartıdır. 1086 sayılı eski HUMK döneminde ise derdestlik bir 'ilk itiraz' idi. Bu değişikliğin usul hukukuna etkisini ve 'usul ekonomisi' ilkesi açısından önemini açıklayınız. 01.10.2011'den önce açılmış bir davada davalı, süresinde derdestlik itirazında bulunmamışsa, HMK yürürlüğe girdikten sonra mahkeme derdestliği re'sen dikkate alabilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #195510

Derdestliğin ilk itirazdan dava şartına dönüştürülmesi, usul ekonomisi ilkesine hizmet eder. İlk itirazken, davalı süresinde ileri sürmezse mahkeme aynı davayı görmeye devam eder ve bu da çelişkili kararların çıkmasına, yargılamanın gereksiz yere uzamasına neden olabilirdi. Dava şartı haline getirilmesiyle mahkeme, davanın her aşamasında derdestliği re'sen gözeterek, mükerrer bir yargılamayı en baştan engeller. Bu, zaman ve masraf israfını önler. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2012/14297 E. sayılı kararında belirtildiği gibi, usul kanunlarının zaman bakımından uygulanmasında 'tamamlanmamış usul işlemlerine yeni kanunun etkili olması' ilkesi geçerlidir. Eğer bir davada ilk itiraz süresi, HMK'nın yürürlüğe girdiği 01.10.2011'den önce dolmuş ve davalı derdestlik itirazında bulunmamışsa, bu konudaki usuli işlem 'tamamlanmış' sayılır. Mahkeme, sonradan yürürlüğe giren HMK'ya dayanarak derdestliği bir dava şartı olarak re'sen dikkate alamaz. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/hmk-ilk-itirazlar-hmk-116-madde/)