Tekerrür kurumunun mülga 765 sayılı TCK ile yürürlükteki 5237 sayılı TCK arasındaki hukuki nitelik farkını açıklayınız. 01.06.2005 tarihinden önce işlenen bir suçta, sanığın temel cezası daha lehe olduğu için 5237 sayılı TCK'ya göre belirlenmişse, tekerrür hükümlerinin uygulanmasında hangi kanun esas alınmalıdır? Bu durumun 'lehe kanun uygulaması' (TCK m. 7/3) ve 'eşitlik ilkesi' açısından yarattığı potansiyel sorunları tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #195494

Mülga 765 sayılı TCK'da tekerrür, cezanın artırılmasını gerektiren bir 'maddi ceza hukuku' kurumu idi. Yürürlükteki 5237 sayılı TCK m. 58'de ise, cezanın infaz rejimini ağırlaştıran (koşullu salıverilme süresini uzatan) bir 'infaz hukuku' müessesesi olarak düzenlenmiştir. TCK m. 7/3, infaz rejimine ilişkin hükümlerin 'derhal uygulanacağını' ancak 'tekerrür, koşullu salıverilme ve erteleme' hükümlerinde lehe olan kanunun uygulanacağını belirtir. Bu bir istisnadır. 01.06.2005 öncesi işlenen bir suçta, temel ceza belirlenirken 5237 sayılı TCK lehe ise bu kanun uygulanır. Ancak tekerrür ve koşullu salıverilme yönünden lehe kanun tespiti ayrıca yapılır. 5237 sayılı TCK'daki mükerrirlere özgü infaz rejimi (5275 sayılı Kanun m. 108), mülga 647 sayılı Kanun'a göre daha aleyhe olduğundan, bu durumda infaz rejimi açısından mülga kanun hükümleri uygulanır ve sanık hakkında TCK m. 58 tatbik edilmez. Bu durum, sanığın hem yeni kanunun lehe olan temel cezasından yararlanması hem de eski kanunun lehe olan infaz rejiminden yararlanması sonucunu doğurur. Bu, 01.06.2005 sonrası suç işleyen veya cezası tamamen eski kanuna göre belirlenen faillere kıyasla bir eşitsizlik yarattığı yönünde eleştirilmektedir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/tekerrurde-lehe-kanun-uygulamasi)