Bir siyasi parti hakkında kapatma davası açıldıktan sonra, partinin kendi yetkili organınca 'kapanma' (fesih) kararı almasının, Anayasa Mahkemesi'nde devam eden kapatma davasına etkisini, 2820 sayılı Kanun'un AYM tarafından iptal edilen 108. maddesi ve halen yürürlükte olan 110. maddesi ile Anayasa m. 69 hükümleri çerçevesinde analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #195489

2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 108. maddesi, bir partinin kapatma davası sürerken fesih kararı almasının, davanın yürütülmesine ve hukuki sonuçlarına engel olmayacağını düzenlemekteydi. Ancak bu madde, AYM tarafından 2010 yılında iptal edilmiştir. Bu iptal, davanın otomatikman düşeceği anlamına gelmez. Zira Anayasa m. 69, bir partinin temelli kapatılmasının hukuki sonuçlarını (partinin başka adla kurulamaması, üyelerine 5 yıl siyaset yasağı getirilmesi, mallarının Hazine'ye devri vb.) düzenlemektedir. Ayrıca, SPK m. 110/3, kapatma davası açılmış bir partinin fesih kararı alması halinde, dava sonuçlanıncaya kadar malvarlığının devir işlemlerinin yapılamayacağını hükme bağlamıştır. Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, partinin fesih kararı alması, tüzel kişiliğini sona erdirse de, Anayasa Mahkemesi'nin, Anayasa m. 69'da belirtilen yaptırımları (özellikle siyaset yasağı ve malvarlığının devri gibi) uygulamak üzere davaya devam etmesi hukuken mümkündür. Aksi halde, anayasal yaptırımlardan kaçınmak için fesih yolunun kullanılması, Anayasa'nın üstünlüğü ilkesini zedeler. Dava, partinin tüzel kişiliğinin kapatılması yönünden konusuz kalsa bile, diğer hukuki sonuçları açısından devam eder. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/hdpnin-kapanmasi-halinde-kapatilma-davasi-duser-mi)