5411 sayılı Bankacılık Kanunu m. 158, bankaların itibarını zedeleyenler için hapis ve adli para cezası öngörmektedir. Bu suçun oluşması için 'kast' unsurunun varlığı gerekli midir? Asılsız olduğu sonradan anlaşılan ancak yayınlandığı sırada doğru olduğuna inanılan bir haberin yayınlanması bu suçu oluşturur mu?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #195442

Evet, kast unsurunun varlığı gereklidir. Bankacılık Kanunu m. 74, 'bir bankanın itibarını kırabilecek veya şöhretine ya da servetine zarar verebilecek bir hususa kasten sebep olunamaz ya da bu yolla asılsız haber yayılamaz' demektedir. 'Kasten' ibaresi, failin, eyleminin bankanın itibarına zarar vereceğini bilerek ve isteyerek hareket etmesi gerektiğini ortaya koyar. 'Asılsız haber yayma' fiili açısından da, failin haberin asılsız olduğunu bilerek, yani 'doğrudan kastla' hareket etmesi aranır. Basın mensubunun, gerekli özeni göstermesine rağmen, yanıltıcı kaynaklar nedeniyle doğru olduğuna inanarak yayınladığı bir haberin sonradan asılsız çıkması durumunda, kast unsuru oluşmayacağından suç meydana gelmez. Ancak, gerekli araştırmayı yapmadan, dedikodu düzeyindeki bilgileri haberleştirmesi, olası kast tartışmasını gündeme getirebilir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/sirket-itibarin-korunmasi-amaciyla-6361-sayili-kanuna-eklenecek-madde)