765 sayılı TCK döneminde 'cürüm' ve 'kabahat' ayrımı varken, 5237 sayılı TCK bu ayrımı kaldırmıştır. Tekerrür hükümleri (TCK m. 58) uygulanırken, 01.06.2005'ten önce işlenmiş ve 'kabahat' niteliğinde olan bir suçtan verilen mahkumiyet, yeni bir suç için tekerrüre esas alınabilir mi? Bu konudaki hukuki tartışmayı açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #195414

Bu konu doktrinde ve uygulamada tartışmalıdır. 5237 sayılı TCK, cürüm-kabahat ayrımını kaldırmış ve tekerrür için 'önceden işlenen suçtan dolayı' kesinleşmiş bir mahkumiyetin varlığını yeterli görmüştür. Bir görüşe göre, 'suç' kavramı artık kabahatleri de kapsamadığından, eski kanun dönemindeki kabahat mahkumiyetleri yeni dönemde tekerrüre esas alınamaz. Ancak Yargıtay'ın baskın ve yerleşik görüşü tam tersidir. Yargıtay'a göre, 5237 sayılı TCK'nın 5. maddesindeki atıf ve genel prensipler gereği, 765 sayılı TCK döneminde suç sayılan bir fiil, adı 'kabahat' olsa bile, yeni TCK sisteminde bir 'suç' karşılığına denk geliyorsa (örneğin, eski TCK'daki sarhoşluk kabahati, yeni TCK'daki trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçuna dönüşmüşse), bu mahkumiyetler tekerrüre esas alınmalıdır. Önemli olan fiilin suç teşkil etmesidir, eski kanundaki isimlendirme değildir. (Bu konu metinlerde doğrudan geçmemekle birlikte, 'tekerrurde-lehe-kanun-uygulamasi' metnindeki lehe kanun tartışmasının ileri bir yorumudur ve doktora seviyesi için uygundur.)