Türk Medeni Kanunu'nda yasal mal rejimi olan 'edinilmiş mallara katılma rejimi' ile sözleşmeyle seçilebilen 'mal ayrılığı rejimi'ni, evlilik birliği içinde edinilen bir malın boşanma halinde paylaşımı açısından karşılaştırınız. Bir eşin, kendi maaşıyla aldığı ve kendi adına tapuya kaydettirdiği bir konut, bu iki rejimde nasıl bir hukuki akıbete uğrar?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #195388

Edinilmiş mallara katılma rejiminde (TMK m. 218 vd.), eşlerin evlilik birliği içinde emekleri karşılığı edindikleri tüm malvarlığı değerleri (maaş, kar payı, tazminat vb.) 'edinilmiş mal' sayılır. Boşanma halinde, hangi eşin adına kayıtlı olursa olsun, bu malların tasfiyesi sonucu ortaya çıkan 'artık değer' (edinilmiş malların toplam değerinden borçlar düşüldükten sonra kalan miktar) diğer eşle yarı yarıya paylaşılır. Bu bir 'alacak hakkı'dır. Dolayısıyla, bir eşin maaşıyla aldığı ve kendi adına kaydettirdiği konut, edinilmiş maldır ve diğer eşin bu konutun değerinin yarısı üzerinde katılma alacağı hakkı doğar. Mal ayrılığı rejiminde ise (TMK m. 242), her eş kendi malvarlığının sahibi, yöneticisi ve ondan yararlananıdır. Evlilik içinde kimin tarafından kazanılmışsa mal o eşe aittir. Boşanma halinde mal paylaşımı yapılmaz, herkes kendi malını alır. Bu rejimde, eşin maaşıyla aldığı ve kendi adına kaydettirdiği konut, tamamen kendisine aittir ve diğer eş bu mal üzerinde herhangi bir hak iddia edemez (katkı payı alacağı gibi istisnalar hariç). (Kaynak: avukaterdemozkan.com/aile-ve-bosanma-hukuku/evlilik-sozlesmesi/)