Kasten yaralama suçunda, yaralamanın 'yüzde sabit ize' neden olması (TCK m. 87/1-c) cezanın ağırlaştırılması sebebidir. Yargıtay ve adli tıp uygulamalarına göre, 'sabit iz'in varlığının tespiti için düzenlenecek adli raporun zamanlaması neden önemlidir? Olay tarihinden itibaren 6 aylık süre geçmeden düzenlenen rapora dayanılarak hüküm kurulması neden hukuka aykırı kabul edilmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #195378

Yüzde sabit iz, yaranın iyileştikten sonra bıraktığı, insanlar arası normal diyalog mesafesinden (1-2 metre) ilk bakışta fark edilebilen ve kalıcı nitelikteki izdir. Bir izin 'sabit' yani kalıcı olup olmadığının tespiti, yaranın iyileşme sürecinin tamamlanmasına bağlıdır. Adli tıp uygulamalarında bu iyileşme süreci, yaranın niteliğine göre değişmekle birlikte, genel olarak asgari 6 ay olarak kabul edilmektedir. Bu süre zarfında yara dokusu son halini alır. Olay tarihinden itibaren 6 aylık süre dolmadan alınan bir rapor, izin nihai durumu hakkında kesin ve bilimsel bir tespit sunamaz; iz geçici olabilir veya görünümü değişebilir. Bu nedenle, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2016/626 E., 2018/288 K. sayılı kararında da vurgulandığı gibi, 6 aylık süre beklenmeden alınan ve yüzde sabit iz varlığını tespit eden bir rapora dayanılarak TCK m. 87/1-c'nin uygulanması, eksik inceleme ve varsayıma dayalı hüküm kurma anlamına geleceği için hukuka aykırıdır ve bozma nedenidir. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/kasten-yaralama-yuzde-sabit-iz/)