5237 sayılı TCK m. 53, mahkumiyetin bir sonucu olarak belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmayı düzenler. `barandogan.av.tr/blog/mevzuat/cmk-madde-322-durusma-yapilmaksizin-yenileme-isteminin-incelenmesi.html` metnindeki Yargıtay 10. Ceza Dairesi kararında, Anayasa Mahkemesi'nin bu maddeye ilişkin iptal kararının yerel mahkeme tarafından gözetilmemesi neden bir bozma sebebi sayılmıştır?
Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin ilgili kararında, Anayasa Mahkemesi'nin TCK m. 53'e ilişkin 08.10.2015 tarihli iptal kararının gözetilmemesi bir bozma nedeni sayılmıştır çünkü bu iptal kararı, sanığın temel hak ve özgürlüklerine ilişkin yasal çerçeveyi değiştirmiştir ve bu yeni durumun mahkeme kararında dikkate alınması zorunludur. Anayasa Mahkemesi, söz konusu iptal kararıyla, TCK m. 53'teki hak yoksunluklarının, hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceğine ilişkin kuralın bazı kısımlarını (özellikle seçme ve seçilme hakkı gibi sürekli nitelikteki haklar açısından) Anayasa'ya aykırı bularak iptal etmiştir. Bu iptal, sanık lehine bir durum yaratmıştır. Yerel mahkeme, hüküm kurarken eski, iptal edilmiş kanun metnine göre hak yoksunluğuna karar vererek, sanığın Anayasa Mahkemesi kararıyla korunan haklarını ihlal etmiştir. Yargıtay, bu hatanın 'yeniden yargılama yapılmaksızın CMK'nun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün' olduğuna karar vererek, hüküm fıkrasındaki TCK m. 53'e ilişkin eski ibareyi çıkartmış ve yerine Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı sonrası oluşan yeni duruma uygun bir ibare ekleyerek kararı 'düzelterek onamıştır'. Bu, mahkemelerin, yargılama sırasında yürürlüğe giren ve sanık lehine olan Anayasa Mahkemesi iptal kararlarını derhal uygulama zorunluluğunu gösteren bir örnektir.