Bir hukuk davasında, davalı vekili, davacının talebinin reddedilen kısmı için müvekkili lehine 'kötüniyet tazminatı' talep edebilir mi? `www.zulkufarslan.av.tr/ucuncu-kisiye-kiranin-odenmesi/` metnindeki Yargıtay 6. Hukuk Dairesi bozma ilamında bu konuda nasıl bir değerlendirme yapılmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #195147

Metindeki olay, İcra ve İflas Kanunu (İİK) çerçevesinde bir itirazın kaldırılması davası olduğu için, konu 'kötüniyet tazminatı' (İİK m. 67/2) kapsamında değerlendirilmelidir. Evet, davalı vekili, haksız ve kötü niyetli bir takibe maruz kaldığı iddiasıyla, reddedilen alacak kısmı üzerinden kötüniyet tazminatı talep edebilir. `www.zulkufarslan.av.tr`'deki metinde, yerel mahkemenin ikinci kararında davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmettiği, ancak Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin bu kısmı bozduğu görülmektedir. Yargıtay'ın bozma gerekçesi, tazminatın talep edilemeyeceği yönünde değil, usuli bir nedene, 'usuli kazanılmış hak'ka dayanmaktadır. Bozma ilamında şöyle denilmektedir: '...ilk karar ile istem reddedilirken davalı lehine icra tazminatına karar verilmediği halde, davalı tarafından bu husus temyiz edilmediğinden davacı yönünden müktesep hak doğduğu gözetilmeden, davalının tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi doğru değildir.' Yani, ilk kararda mahkeme davalı lehine tazminata hükmetmemiş ve davalı bu eksikliği temyiz etmeyerek bu duruma razı olmuştur. Yargıtay'a göre bu durum, davacı (alacaklı) lehine 'davalıya tazminat ödememe' yönünde bir usuli kazanılmış hak doğurmuştur. Mahkemenin, bozmadan sonraki ikinci kararında, davalının daha önce temyiz etmediği bu hususu yeniden ele alıp davalı lehine tazminata hükmetmesi, davacının usuli kazanılmış hakkını ihlal ettiği için hatalı bulunmuştur. Dolayısıyla, Yargıtay'ın bu kararı, kötüniyet tazminatının esastan talep edilemeyeceği anlamına gelmez; sadece somut olaydaki usuli hata nedeniyle kararı bozmuştur.