Bir bankanın, kredi borcu olan ve vefat eden müşterisinin hayat sigortası poliçesi olmasına rağmen, sigorta şirketinden talepte bulunmadan doğrudan mirasçılara karşı icra takibi başlatması, `kadimhukuk.com.tr/makale/olen-kisinin-kredi-borcu-ne-olur/` metnindeki Yargıtay 13. Hukuk Dairesi kararına göre hangi hukuki sonuçları doğurur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #195135

`kadimhukuk.com.tr`'deki Yargıtay 13. Hukuk Dairesi kararına göre, bu durum şu hukuki sonuçları doğurur: 1) Dava Şartı Yokluğu: Bankanın, alacağını öncelikle sigorta şirketinden tahsil etmeye çalışması, mirasçılara karşı dava açabilmesi veya icra takibi başlatabilmesi için bir 'ön şart' (dava şartı) olarak kabul edilir. Bu yola başvurmadan doğrudan mirasçılara gitmesi, dava şartının yokluğu anlamına gelir. Bu durumda, mirasçıların açacağı bir itiraz veya menfi tespit davasında, bankanın takibi veya davası usulden reddedilir. 2) Sigorta Hukukunun Temel İlkelerine Aykırılık: Yargıtay'a göre bu davranış, 'sigorta hukukunun temel ilkelerine ve sigorta yapılmasının amacına aykırılık oluşturur.' Çünkü hayat sigortası tam da bu riski (vefat halinde borcun ödenmesi) teminat altına almak için yapılmaktadır. 3) Güven ve İtimadın Zedelenmesi: Bankanın bu tutumu, 'sigorta yapılmasına duyulan güven ve itimadı da zedeler.' Tüketicilerin, yaptırdıkları sigortanın işe yaramayacağı algısına kapılmasına neden olur. 4) Dürüstlük Kuralına Aykırılık (TMK m. 2): Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin paralel kararında belirtildiği gibi, bu davranış hakkın kötüye kullanılmasıdır ve dürüstlük kuralına aykırıdır.