HMK'ya göre bir davanın 'derdest' sayılması ne anlama gelir ve bu durum 6100 sayılı HMK'da bir 'dava şartı' mıdır yoksa bir 'ilk itiraz' mıdır? `kadimhukuk.com.tr/makale/hmk-ilk-itirazlar-hmk-116-madde/` ve `oner.av.tr/ceza-hukuku-sikca-sorulan-sorular/` metinlerindeki bilgiler ile Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 24.01.2013 tarihli kararını birleştirerek, eski ve yeni usul kanunları arasındaki farkı açıklayınız.
Bir davanın 'derdest' sayılması, aynı davanın (aynı taraflar, aynı dava sebebi, aynı konu) daha önceden açılmış ve halen görülmekte olması anlamına gelir. Derdestlik, aynı uyuşmazlığın iki farklı mahkemede aynı anda görülmesini ve çelişkili kararlar çıkmasını engellemeye yönelik bir usul kurumudur. 6100 sayılı HMK'ya göre derdestlik, `oner.av.tr`'deki metinde de HMK m. 114 altında sayıldığı gibi, bir 'dava şartı'dır. Bu, mahkemenin derdestlik durumunu davanın her aşamasında kendiliğinden (resen) dikkate alması ve derdestlik varsa, ikinci davayı usulden reddetmesi gerektiği anlamına gelir. Eski ve yeni kanun arasındaki fark ise şudur: Mülga 1086 sayılı HUMK döneminde derdestlik, `kadimhukuk.com.tr/makale/hmk-ilk-itirazlar-hmk-116-madde/` metninde atıf yapılan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi kararında da belirtildiği gibi, bir 'ilk itiraz' (HUMK m. 187/4) sebebiydi. Yani, mahkeme kendiliğinden dikkate almaz, davalının cevap süresi içinde bunu ileri sürmesi gerekirdi. Yargıtay kararında da, 1086 sayılı Kanun döneminde süresinde derdestlik itirazı yapılmadığı için mahkemenin işin esasına girmesi gerekirken, yeni HMK'yı yanlış yorumlayarak bunu bir dava şartı kabul edip davayı reddetmesi eleştirilmiştir. Özetle, derdestlik 1086 sayılı HUMK'ta bir ilk itiraz iken, 6100 sayılı HMK'da bir dava şartına dönüştürülmüştür.