CMK m. 67/5, taraflara bilirkişi raporuna itiraz etmek veya yeni bir bilirkişi incelemesi istemek için süre verilmesini öngörmektedir. `barandogan.av.tr/blog/mevzuat/cmk-madde-67-bilirkisi-raporu-uzman-mutalaasi.html` metnindeki İstanbul 2. Sulh Ceza Hakimliği vakasında, mahkemenin bilirkişi raporunu tarafa tebliğ etmemesinin 'savunma hakkının kısıtlanması' olarak kabul edilmemesinin Yargıtay tarafından onanmasının ardındaki mantık nedir? Bu kararı, adil yargılanma hakkı açısından eleştirel bir gözle değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #195022

Metindeki Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 2016/15517 E. sayılı kanun yararına bozma talebinin reddi kararında, bilirkişi raporunun tarafa tebliğ edilmemesinin savunma hakkını kısıtlamadığı yönündeki görüşün temel mantığı şudur: '...mevcut rapor ile muteriz vekilinin ilk defa muttali olduğu yeni bir tespitin de yapılmadığı, bu hali ile de muteriz vekiline bilirkişi raporunun tebliğ edilmemesinin savunma hakkını kısıtladığının kabul edilemeyeceği...' Yargıtay'a göre, eğer bilirkişi raporu, dosyada zaten mevcut olan ve tarafın bildiği idari tespitleri doğrulamaktan başka yeni bir olgu, tespit veya delil ortaya koymuyorsa, bu raporun tebliğ edilmemesi esasa etkili bir savunma hakkı kısıtlaması yaratmaz. Yani, tarafın zaten bildiği ve itiraz ettiği bir durumu teyit eden rapora karşı ayrıca bir savunma yapma imkanı tanınmamasının, yargılamanın sonucunu değiştirmeyeceği varsayılmıştır. Eleştirel Değerlendirme: Bu karar, adil yargılanma hakkının (Anayasa m. 36, AİHS m. 6) unsurlarından olan 'silahların eşitliği' ve 'çelişmeli yargılama' ilkeleri açısından sorunludur. CMK m. 67/5'in amacı, taraflara dosyaya giren her türlü delile karşı beyanda bulunma ve itiraz etme imkanı tanımaktır. Bir delilin 'yeni bir tespit içermediği' yorumu sübjektiftir. Taraf, raporun metodolojisini, ulaştığı sonuçların gerekçelerini veya uzmanlığın yeterliliğini eleştirmek isteyebilir. Raporun içeriği ne olursa olsun, dosyaya giren ve hükme etki etme potansiyeli olan bir bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edilerek beyanlarının alınması, çelişmeli yargılama ilkesinin bir gereğidir. Raporun tebliğ edilmemesi, tarafı, aleyhine kullanılabilecek bir delilden habersiz bırakma ve ona karşı argüman geliştirme fırsatını elinden alma riski taşır. Bu nedenle Yargıtay'ın bu yaklaşımı, usul ekonomisi kaygısıyla adil yargılanma hakkının temel güvencelerini daraltıcı bir yorum olarak eleştirilebilir.