CMK m. 67/6, taraflara 'uzmanından bilimsel mütalaa alabilme' hakkı tanımaktadır. `barandogan.av.tr/blog/mevzuat/cmk-madde-67-bilirkisi-raporu-uzman-mutalaasi.html` metnindeki Yargıtay 12. Ceza Dairesi kararlarında vurgulanan, mahkemenin bilirkişi raporuna itibar edip etmeme konusundaki takdir hakkı ile 'uzman mütalaası'nın delil sistemimizdeki yeri ve mahkemeyi bağlayıcılığı arasındaki ilişkiyi tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #195002

CMK m. 67/6'da düzenlenen 'uzman mütalaası', tarafların, mahkemece atanan resmi bilirkişinin raporuna karşı veya iddia/savunmalarını desteklemek amacıyla kendi seçtikleri bir uzmandan aldıkları bilimsel görüştür. `barandogan.av.tr`'deki metinde yer alan Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2013/11226 E. ve 2013/6256 E. sayılı kararlarında, mahkemece atanan bilirkişi raporlarının dahi 'mahkemeyi bağlayıcı olmadığı, delilleri değerlendirme vasıtalarından biri olduğu' ve mahkemenin 'gerekçelerini açıklamak suretiyle rapora itibar edip etmeme hususunda takdir hakkına haiz bulunduğu' vurgulanmıştır. Bu ilke, uzman mütalaası için de geçerlidir. Uzman mütalaası, CMK m. 217 uyarınca bir 'delil' niteliğindedir ve duruşmada diğer delillerle birlikte tartışılmalıdır. Ancak, mahkemece atanmış resmi bilirkişi raporu gibi, mahkemeyi bağlayıcı bir niteliği yoktur. Mahkeme, her iki raporu da (resmi bilirkişi raporu ve uzman mütalaası) serbestçe takdir eder. Uzman mütalaasının önemi, resmi rapora karşı ciddi, bilimsel ve gerekçeli bir alternatif sunarak mahkemenin takdir hakkını daha sağlıklı kullanmasını sağlamasıdır. Eğer uzman mütalaası, resmi rapordaki çelişkileri, hataları veya eksiklikleri somut ve bilimsel gerekçelerle ortaya koyuyorsa, mahkeme bu durumu görmezden gelemez. Mahkeme, çelişkiyi gidermek için ek rapor alınmasına veya bilirkişilerin duruşmada dinlenmesine karar verebilir (CMK m. 67/5). Mahkeme, uzman mütalaasındaki görüşleri benimsemeyip resmi rapora itibar edecekse, bu tercihinin gerekçesini kararında somut olarak açıklamak zorundadır. Aksi takdirde, savunma hakkının kısıtlandığı ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası gündeme gelebilir.