Yabancı bir mahkeme tarafından verilen boşanma kararının Türkiye'de tanınması veya tenfizi talebinde, yabancı mahkemenin Türk hukukundaki emredici hükümleri (örneğin, anlaşmalı boşanma için tarafların bizzat dinlenmesi) dikkate almaması veya yanlış uygulaması tek başına tanıma/tenfize engel midir? MÖHUK m. 54/1-c'deki 'kamu düzenine açıkça aykırılık' kavramını `or.av.tr/yabanci-mahkeme-kararlarinin-taninmamasi-ve-tenfizi/` metnindeki Yargıtay kararları çerçevesinde yorumlayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #195001

Hayır, tek başına engel değildir. `or.av.tr`'deki metinde yer alan Yargıtay içtihatları bu konuda istikrarlı bir görüş ortaya koymaktadır. Yabancı mahkemenin Türk hukukunu veya kendi usul hukukunu (lex fori) uygularken Türk hukukundaki emredici kurallardan farklı bir usul izlemesi, tanıma ve tenfize otomatik olarak engel teşkil etmez. Engel teşkil etmesi için, bu durumun MÖHUK m. 54/1-c'de belirtilen 'kamu düzenine açıkça aykırılık' oluşturması gerekir. Yargıtay'ın benimsediği ve metindeki kararlarda vurgulanan 'açık aykırılık' kriteri, basit bir kanuna aykırılıktan çok daha yoğundur. Bu kriter, kararın tanınması halinde 'Türk hukuku bakımından tahammül edilemez bir durumun ortaya çıkması' anlamına gelir. Örneğin, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2011/19791 E. sayılı kararında belirtildiği gibi, yabancı mahkemede anlaşmalı boşanma için tarafların bizzat dinlenilmemiş olması, tek başına 'kamu düzenine açıkça aykırı' kabul edilmemiştir. Çünkü bu bir usul kuralı farklılığıdır. Ancak, yine metinde yer alan Y2.HD, 2015/8474 E. sayılı kararda olduğu gibi, eşlerden birinin ölümünden sonra verilmiş bir boşanma kararının tanınması, 'ölümle sona ermiş bir evliliğin boşanma ile ortadan kaldırılması' sonucunu doğuracağından Türk kamu düzenine açıkça aykırı bulunmuştur. Dolayısıyla, aykırılığın Türk hukuk düzeninin temelini oluşturan, Anayasal hak ve hürriyetlere, genel ahlaka ve devletin vazgeçilmez ilkelerine dokunması gerekmektedir.