Kasten yaralama suçunda (TCK m. 86), yaranın 'yüzde sabit iz' niteliğinde olup olmadığının tespiti için aranan usuli şartlar nelerdir? `www.zulkufarslan.av.tr/kasten-yaralama-yuzde-sabit-iz/` adresindeki Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararını esas alarak, bu şartlara uyulmamasının yargılama ve hüküm üzerindeki etkisini tartışınız.
Yüzde sabit iz, kasten yaralama suçunun nitelikli hali olup cezayı TCK m. 87/1-c uyarınca artıran bir durumdur. `www.zulkufarslan.av.tr` adresindeki Yargıtay Ceza Genel Kurulu (Esas No: 2016/626, Karar No: 2018/288) kararına göre, bir yaranın 'yüzde sabit iz' niteliğinde olup olmadığının tespiti için uyulması gereken temel usuli şart, bu konuda alınacak adli tıp raporunun, yaranın iyileşme sürecinin tamamlanması için olay tarihinden itibaren 'en az 6 aylık bir süre geçtikten sonra' yapılacak muayeneye dayanmasıdır. Kararda belirtildiği üzere, bu değerlendirme özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden, hâkimin genel hukuki bilgisiyle veya mağdurun beyanıyla çözümlenemez. Bu usuli şarta uyulmamasının hüküm üzerindeki etkisi ise 'bozma' nedenidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, olaydan 5 ay 11 gün sonra alınan ve yüzde sabit iz bulunduğu yönündeki rapora dayanılarak hüküm kurulmasını isabetsiz bulmuş ve hükmü bozmuştur. Çünkü 6 aylık süre dolmadan yaranın nihai durumunun, yani izin kalıcı (sabit) olup olmadığının bilimsel olarak tespiti mümkün değildir. Bu süre beklenmeden verilen bir rapor, varsayıma dayanır ve mahkûmiyet için gerekli olan kesin ve şüpheden uzak delil niteliğini taşımaz. Dolayısıyla, bu kurala uyulmaması, savunma hakkını ve delillerin kanuniliğini zedeleyen, hükmün esasına etki eden önemli bir usul hatasıdır.