TCK m. 226/4, 'doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlara' ilişkin ürünleri üretmeyi, satmayı veya bulundurmayı suç olarak tanımlamaktadır. Bu ifadenin kanunilik ilkesi açısından belirsizlik taşıyıp taşımadığını ve Yargıtay'ın bu ifadeyi nasıl yorumladığını tartışınız. Örneğin, BDSM (Bondage/Discipline, Dominance/Submission, Sadism/Masochism) pratiklerini içeren bir filmi bulundurmak bu suç kapsamında değerlendirilebilir mi?
TCK m. 226/4'teki 'doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlar' ifadesi, TCK m. 2'de düzenlenen 'kanunilik' (belirlilik ve öngörülebilirlik) ilkesi açısından eleştiriye açıktır. 'Doğal olmayan' kavramı son derece sübjektif ve yoruma açık bir ifadedir ve neyin suç olup neyin olmadığı konusunda bir belirsizlik yaratmaktadır. Yargıtay, bu ifadeyi genellikle zoofili (hayvanlarla cinsel ilişki) veya nekrofili (ölülerle cinsel ilişki) gibi toplumun ezici çoğunluğu tarafından kabul edilemez bulunan ve cinsel davranışın olağan formlarının tamamen dışına çıkan eylemler olarak dar yorumlama eğilimindedir. BDSM pratiklerini içeren bir film örneğinde ise durum daha tartışmalıdır. Bu pratikler rızaya dayalı olduğu ve belirli bir alt kültür içinde kabul gördüğü sürece, Yargıtay'ın bunu doğrudan 'doğal olmayan yol' olarak nitelendirmesi, ifade ve sanat özgürlüğüne orantısız bir müdahale olarak görülebilir. Ancak, eğer bu içerik aşırı şiddet içeriyorsa veya TCK m. 226/5 kapsamında çocuklara ulaştırılıyorsa durum değişir. Sonuç olarak, ifadenin belirsizliği nedeniyle her somut olayın, eylemin niteliği ve toplumun genel ahlak anlayışı çerçevesinde mahkeme tarafından ayrıca değerlendirilmesi gerekir.