Ceza muhakemesinde, duruşmada bir ses kaydının delil olarak sunulması durumunda, mahkemenin bu delili değerlendirme usulü nasıl olmalıdır? Sadece kaydın çözümünü içeren bir tutanağın dosyaya eklenmesi yeterli midir, yoksa ses kaydının bizzat dinlenmesi zorunlu mudur? Bu zorunluluğun 'delillerin doğrudan doğruyalığı' ve 'çelişmeli yargılama' ilkeleriyle ilişkisini açıklayınız.
Ses kaydının bizzat duruşmada dinlenmesi zorunludur. 'Delillerin doğrudan doğruyalığı' (vasıtasızlık) ilkesi, mahkemenin kararını dayandıracağı delillerle, araya bir araç (tutanak, özet vb.) girmeden, doğrudan temas etmesini gerektirir. Bir ses kaydı davasında asıl delil, kaydın kendisidir; çözüm tutanağı ise sadece delilin anlaşılmasını kolaylaştıran bir araçtır. 'Çelişmeli yargılama' ilkesi (CMK m. 217), tarafların (savcı, sanık, müdafi) delilleri tartışma hakkını güvence altına alır. Tarafların, ses tonu, vurgu, duraksama gibi metne yansımayan ancak olayın anlaşılması için kritik olabilecek unsurları içeren orijinal ses kaydını dinlemeden, sadece bir metin üzerinden tartışma yapmaları, bu hakkın kısıtlanması anlamına gelir. Bu nedenle, mahkeme, CMK m. 206 uyarınca ses kaydını duruşmada dinletmeli, taraflara bu delile karşı diyeceklerini sormalı ve bu tartışma sonucunda edindiği kanaati CMK m. 217 uyarınca hükmüne esas almalıdır. Sadece çözüm tutanağına dayanmak, bu temel ilkelere aykırılık teşkil eder ve adil yargılanma hakkını ihlal eder.