Ehliyetsiz araç kullanma suçuna itiraz dilekçesi örneğinde, müvekkilin ehliyetini yanına almamasının gerekçesi olarak 'bir yakının hastalanması üzerine yaşanan endişe' gösterilmiş ve bu durumun bir 'zaruret hali' olduğu iddia edilmiştir. Ceza Hukuku doktrini açısından, bu durum TCK m. 25/2'de düzenlenen 'zorunluluk hali' (zaruret hali) unsurlarını taşır mı? Tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #194451

TCK m. 25/2'ye göre zorunluluk halinden bahsedebilmek için, kişinin kendisinin veya başkasının bir hakkına yönelik 'ağır ve muhakkak bir tehlike' bulunmalı ve bu tehlikeden başka türlü korunma olanağı olmamalıdır. Ayrıca, tehlikenin ağırlığı ile işlenen fiilin ağırlığı arasında bir orantı olmalıdır. Dilekçedeki iddiayı bu unsurlar açısından değerlendirdiğimizde, 'yakının hastalanması' bir tehlike olarak kabul edilebilir. Ancak bu tehlikenin 'ağır ve muhakkak' olup olmadığı, hastalığın aciliyetine bağlıdır. Daha da önemlisi, 'başka türlü korunma olanağının olmaması' şartının sağlanması zordur. Zira kişi, taksi çağırarak, bir komşusundan yardım isteyerek veya ambulans çağırarak da hastayı hastaneye ulaştırabilir. Ehliyetsiz araç kullanmak, bu tehlikeyi bertaraf etmek için tek ve son çare ise zorunluluk halinden bahsedilebilir. Ancak alternatif çözümler varken ehliyetsiz araç kullanmak, zorunluluk halinin şartlarını tam olarak karşılamayabilir. Mahkemenin, olayın somut koşullarını (hastalığın ciddiyeti, zaman, mekan, alternatif imkanların varlığı vb.) detaylıca inceleyerek karar vermesi gerekir. Genellikle bu tür bir savunmanın kabul edilme olasılığı düşüktür.