Gaiplik ve ölüm karinesi kavramlarını, hukuki sonuçları ve ispat koşulları açısından karşılaştırınız. Bir uçak kazasında kaybolan ve cesedi bulunamayan bir kişi için gaiplik davası mı açılır, yoksa ölüm karinesi mi işletilir? Neden?
Gaiplik ve ölüm karinesi, her ikisi de bir kişinin hukuken ölmüş sayılmasına yol açsa da temel farkları vardır. Ölüm karinesi (TMK m. 31), bir kimsenin ölümüne 'kesin gözüyle bakılmayı' gerektiren bir durum içinde kaybolması halinde söz konusu olur ve bu durumda kişi mahkeme kararına gerek olmaksızın, mülki amirin emriyle nüfus kütüğüne 'ölü' olarak kaydedilir. Mirası hemen ve teminatsız olarak mirasçılara geçer. Gaiplikte ise (TMK m. 32), kişinin ölümüne dair 'kuvvetli bir olasılık' vardır ancak kesinlik yoktur. Gaiplik kararı için mutlaka mahkeme kararı (Sulh Hukuk Mahkemesi) gerekir ve mirasçılar mirası alabilmek için belirli sürelerle (5 veya 15 yıl) teminat göstermek zorundadırlar. Bir uçak kazasında kaybolan ve cesedi bulunamayan kişi için ölüm karinesi işletilir. Çünkü bir uçak kazasından sağ kurtulma ihtimali neredeyse imkansız olduğundan, bu durum 'ölümüne kesin gözüyle bakılmayı gerektiren bir durum' olarak kabul edilir ve TMK m. 31 uygulanır.