Bir boşanma davasında davacı, davalının evi terk ettiğini ve birlik görevlerini yerine getirmediğini iddia etmektedir. Ancak davalı, davacının bu olaylardan sonra kendisiyle barıştığını, birlikte tatile gittiklerini ve aynı otel odasında kaldıklarını, bu durumun bir 'af' niteliğinde olduğunu savunmaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2012/4576 sayılı kararında, benzer bir durumda davacının 'af iradesinin' varlığının kanıtlanamadığına hükmedilmiştir. Bu karara göre, hangi unsurlar bir eylemin 'af' sayılmasını engelleyebilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #194377

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2012/4576 E., 2012/24147 K. sayılı kararında, tarafların dava açıldıktan sonra otelde birlikte kalmalarına rağmen, bunun bir 'af' olmadığına karar verilmiştir. Karara göre, bir eylemin 'af' sayılmasını engelleyebilecek unsurlar şunlardır: 1) Baskı ve Tehdit: Davalının dava süresince davacıyı boşanmaktan vazgeçirmek için tehdit etmesi, şiddet uygulaması. 2) Çocukların Baskı Unsuru Olarak Kullanılması: Davalının müşterek çocukları kullanarak davacı üzerinde manevi baskı kurması. Bu koşullar altında gerçekleşen bir birliktelik, davacının özgür iradesiyle gerçekleşmiş bir barışma ve af olarak kabul edilemez. Yargıtay, davacının beyanları ve dosya kapsamındaki diğer delilleri (tehdit, şiddet vb.) bir bütün olarak değerlendirmiş ve otelde kalma eyleminin, davacının özgür af iradesini yansıtmadığı, aksine davalının baskısı sonucu gerçekleştiği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla, bir eylemin af sayılabilmesi için, affeden tarafın iradesinin serbest ve baskıdan uzak olması temel bir şarttır.